DAN BROWN’ DAN ‘BAŞLANGIÇ’

Geçmişten günümüze kadar gelen bilim insanlarının çözmeye çalıştıkları ve hala çözülmeyen konular ilgimi her zaman çekmiştir. Zaman zaman bu tür kitapları okur ve yazılan yazıları da takip ederim. En çok hoşuma giden kaliteli macera ve bilim kurgu kitaplarıdır. Çünkü bu tür kitaplarda mantık dışı olaylara yer verilmez. Dünyanın geleceği ile alakalı yeni görüşler ortaya koyar. Elbette bu görüşler birer öngörüdür, fakat bu öngörüler bilim insanları için yeni çalışmalara yol açabiliyor.

Okuduğum son kitap sizi ister istemez dış dünyadan koparıyor. Aman dikkat edin, benim gibi yapmayın, çayın altını kapatın, tost makinesini fişten çekin, sokak kapınızı açık bırakmayın, kapattığınız telefonu açın, sizi arayıp merak eden kişilere iyi olduğunuzu bildirin. Başınıza geleceklerden kitap sorumlu değildir.
Neyse konumuza gelelim, yoruldum, bir elimde tablet, bir elimde kitap böyle okunur mu diyeceksiniz okunur. Şayet kitap, Dijital Kale, İhanet Noktası, Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Kayıp Sembol, Cehennem gibi kitaplarla dünya çapında büyük bir başarı yakalamış ünlü macera yazarı DAN BROWN’ un- BAŞLANGIÇ romanı ise öyle okunur.

BAŞLANGIÇ romanında Bilbao, Madrid, Sevilla, Barselona’ yı güzelce ziyaret ediyorsunuz. Müzeler, katedraller, ünlü ressamların resimleri derken heyecan içinde gözleriniz hızlı bir şekilde kitabın satırlarında gidip gelmeye başlıyor. Sagrada Familia’nın girişinde yazan Alfa ve Omega, yunan alfabesinin ilk ve son harflerdir. Başlangıç ve Son diğer bir değişle,

Nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz? sorusunun anlamını çözmek uğruna kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Barselona ve Antoni Gaudi’ ye aşık olup, tanrı ve bilimi kaynaştıran Gaudi’ nin neredeyse tüm eserlerini geziyorsunuz romanda. Bu arada sevgili Harvard Üniversitesi Simge Profesörü Robert Langdon her zaman ki gibi oldukça zor durumda. Okurken gözünüzün önüne hep Tom Hanks geliyor. İleri derecede sentetik bir zekaya ne kadar inanırsınız? Acaba insan zekası zamanla gelişerek, gerçeği daha mı anlayacak? Kim olursan ol, neye inanırsan inan çok yakında her şey değişecek diyen Profesör Langdon’ın fütürist öğrencisinin dünyaya yapacağı sunumuna gitmesiyle, kendisini büyük bir maceranın içinde bulur. Simgeler, semboller, şiirlerde, resimlerde gizlenmiş anlatımlar.

Bir önceki Cehennem kitabında da aynı hissi yaşadım, hatta Istanbul’da Sultanahmet’e ki Yerebatan Sarayı (Sarnıç) na, çocukluk yıllarımda gitmiştim. Sandalla dolaşmıştık. Kitabı okuduktan sonra tekrar ziyarete gittim. Medusa’nın karşısında ki girilmezlikle sınırlanmış yere girme teşebbüsüm görevliler tarafından engellenince, konsantrasyonumun ne kadar yoğun olduğunu ayaklarım ıslanınca hatırladım. İnanın utanarak dışarıya çıktım.
Önümüzdeki yıl da İspanya turu yapmayı arzuluyorum, umarım kendimi fazla kaptırıp, gereksiz atılımlarda bulunmam.

Dan Brown beni heyecanlandıran bir yazardır. Eserlerini hevesle okurum, fakat kitaptan uyarlanmış filmlerinden o kadar zevk almam.
Bu kadar aksiyon yeter deyip, kendimi yazdığım tiyatro oyunlarının kollarına bırakıyorum. Sevgiyle kalın.

Sevinç Ölçer

Sevinç Ölçer Kimdir? İstanbul’da çok çok seneler önce, denizleri çok seven denizci babanın ve yazmayı çok seven, dergilerde köşe yazarı olan ve de şiirleri yayımlanan bir annenin ortanca kızıyım. ‘Sizi ben okyanus suları ile yıkadım’ diyen babam, dalgaların içinde götürmeye çalıştığı gemisi bizleri annemin çok sevdiği görsel sanatların kıyılarına doğru atmış olmalı ki, ailemiz tiyatro, sinema ile ilgisini uğraşını hiç kesmeksizin devam ettirdi. Annem bana dokuz aylık hamileyken, Moliere’ in Cimri’ sini izlerken ve de Harpagon’a gülerken sancıları başladığından hastaneye zor yetiştirmişler. Daha ilk okula giderken tiyatrolara girme yaşımız tutmazken, annem ağabeyim ile benim yaşlarımızı büyütüp, oyunların bazılarını zorla da olsa izletirdi. İlk, orta, lise yi İstanbul’ da bitirip, kazandığım üç okul için büyük bir hevesle seçim yaptığımda babam; O okul olmaz, (Yabancı Diller Yüksek Okulu) gece, ben seni yollamamam dedi. İki lisanslı bir sporcu olduğumdan bu sefer Spor Akademisi için istekte bulundum. O okul olmaz, uzak gidip gelmen zor olur diyerek yanıt verdi. Artık son seçeneğim olan Eğitim Enstitüsü oldu, fakat o da olmadı, çünkü bombalar patlıyordu o zaman okullarda. Kaldım mı açıkta! Yok kalmadım, hemen kurslara başladım, daha sonrada ilk işim İsotaş A.Ş. Genel Müdür Sekreteri oldum. Sonra Transtürk Holding Taşımacılık da çalıştım. Daha sonra bir butik açtım, sonra Televizyon, Senkron Tv.de dublaj yaptım. Ayrıca Yönetmen yardımcılığı yaptım. Ve de en sonunda yirmi iki yıl önce Hollanda ya geldim. On sene eğitim aldım. On yedi senedir, oyun yazarı ve yönetmenim. Tabii hala eğitim alıyorum. İyi ki demişler ‘öğrenmenin yaşı yoktur’. Sevgiyle okuduğun her şey merakını tetikler, merak da bilgiyi doğurur.

9 comments On DAN BROWN’ DAN ‘BAŞLANGIÇ’

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer