Çocuklarını ezen bir toplum olmak

  Geçenlerde bir arkadaşımla ilkokuldaki öğretmenlerimizden konuşurken ikimizin de öğretmenlerimizi hiç sevmediğimizin hatta öfkeyle bahsettiğimizin farkına vardım. Oysa bizim kuşak öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğu inancıyla yetişmişti. Saygıda kusur etmezdik; bırakın saygıda kusuru, o sormadan birşey diyemezdik. Ya ne olmuştu da biz öğretmenlerimizi öfkeyle anıyorduk? Ebeveynlerin, kurbanlık koyun gibi “eti senin kemiği benim” diyerek çocuklarını teslim ettikleri öğretmenler, ne yazık ki bu deyimi sanırım fazlasıyla ciddiye almışlardı.  Bedensel işin zorluğunu bilen anne babalar çocukları okusun, ‘büyük adam’ olsun isterlerdi. Büyük

Continue Reading

De (Ont)koppeling.

Het geluk in het leven is iets waar iedereen op zoek is. Mensen voelen zich (on)gelukkig op het moment dat er de (ont)koppeling met de leefcontext is. De individuen, gemeenschappen die de ontkoppeling meemaken, leven naar binnen gekeerd en geïsoleerd. Zij leven gemarginaliseerd en kunnen ontwikkelingsachterstand hebben. De kwaliteit van de leefomgeving is bepalend voor de mate waarin de verbondenheid tot stand komt. Het voorzien in de basisbehoeftes als veiligheid, relatie, succes ervaringen is in het geval van verbondenheid erg

Continue Reading

Hüznün hizmete dönüştüğü adresler

Kahvaltı tabağımı alıp ‘günaydın’ dedikten sonra çapraz karşısına oturdum. Paşa, tabağına yumulmuş ve çevreden ilişkiyi kesmişti. En azından ben öyle sanıyordum. Birden başını kaldırdı, yeşil gözlerle bir ‘Kadir İnanır bakışı’ attıktan sonra, ekabir bir tavırla, ‘ Muzaffer Amca, kalk sen oradan. Oraya Ertan oturacak’ dedi. Paşa şimdilerde 15 yaşlarında otistik bir delikanlı. Eğip bükmeden, diplomasiye gerek görmeden maskesiz bir tavırdı bu. Paşa’ya karşı gelmek her babayiğidin harcı değil. ‘Olur gurbanım’ deyip hemen yerimi değiştirdim. Otistik çocuklar yalan söylemezler, sosyal ilişkilerdeki

Continue Reading

Site Footer