LUCIA SENDROMU*

            LUCIA SENDROMU*                                                                                                          Erol SANBURKAN             Yirminci yüzyılın en başarılı yazarlarından birisi olarak gösterilen İrlandalı yazar James Joyce’un ikinci çocuğu idi Lucia. 26 Temmuz 1907’de, o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun sınırları içindeki Trieste’de dünyaya gözlerini açan Lucia, babasının ilham perisiydi. James Joyce’un, ünlü eseri Finnegans Wake’i kızından esinlenerek yazdığı da bilinir. (Joyce kitabında 18. yüzyıl İtalyan düşünürü Giambattista Vico’nun ‘döngüsel tarih kuramı’nı temel alır. Bu kuramı kanıtlamak amacıyla, kitap son sayfada yarıda bırakılmış bir cümlenin sonuyla başlar. Düş içinde binlerce düşe

Continue Reading

Düğünler paylaşılan sevincimiz olursa

Bir kahve sohbetinde yazlıkçı arkadaşlarım, komşularından bir genç kız ve bir delikanlının birbirlerini sevdiklerini ve de nişanlanmak istediklerini, buna karşılık ailelerin hazırlıksız olduklarını ve ne yapacaklarını bilmediklerini söylediler. Başka bir arkadaşta hep beraber yaparız dedi. Komşularımıza yardımcı olmamız gerektiğini vurguladı. O gençler bizim de çocuklarımız deyip, kolları sıvadılar, denize girilmedi, kendi işlerini yapmayı unuttular, kimi ayakkabısını aldı, kimi bohçasını yaptı, kimi de tuvaletini aldı, herkes bir görev üslendi. Pastası, kurabiyeleri, giyimleri, bohçaları hazırlandı. Bir koşturma bir telaş. Apartmanın bahçesinde dar

Continue Reading

Dromen, liefhebben, huilen, schelden doe ik in het Turks!

Dromen, liefhebben, huilen, schelden doe ik in het Turks! Een paar weken geleden stuurde een Nederlandse vriendin mij een filmpje toe genaamd (Turks) Hollandse Nieuwe. Eerst dacht ik dat het om een telefoonabonnement ging. Later bleek het filmpje te gaan over bekende Turkse Nederlanders die vertellen over hun bi-culturele identiteit. In hun beleving, een verrijking van hun persoonlijkheid, waarbij ze zowel een Turkse als een Nederlandse identiteit bezitten en hier een balans in proberen te vinden. Mijn Nederlandse vriendin vroeg

Continue Reading

De ethiek en esthetiek in de politiek

De verkiezingen in Nederland naderen. Het is niet alleen de gemeenteraadsverkiezingen maar ook een referendum over de wet veiligheid. Ik word altijd onrustig wanneer de verkiezingscampagnes van start gaan. De migranten of bepaalde etnische groepen worden tot onderwerp van de verkiezingen gemaakt. De ongebreidelde harde toon die bepaalde politici beginnen aan te slaan waarmee ze denken dat hoe harder ze roepen des te meer stemmen ze binnenhalen. De ethiek en esthetiek in de politiek waar ik aan gewend was gaat

Continue Reading

KAFKA ve DEĞİŞİM

  Yılbaşı tatili için gittiğim İstanbul’da Kafka’nın Değişim romanını raflarda görünce hemen aldım ve tekrar okudum. Bilgi kayıtlarımdaki değişimi de görmüş oldum. Hafızamda kalanlar olmuş, silinenler.. Kitapta bazı şeyleri yeni okuyormuş gibi okudum. Anladım ki arada bir eski okuduklarımızı da yenilemek gerekiyor. Modern dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan Kafka’nın mutsuz ve yalnız bir yazar olduğu iddia edilir. Yapıtlarının öldükten sonra yakılmasını vasiyet etmiş, arkadaşı Max Brod yakılmasına karşı çıkmış ve biz de onun sayesinde bu dev yapıtları okuma imkanı

Continue Reading

AMOK KOŞUCUSU

AMOK KOŞUCUSU Koşu, kurallara uygun, doğal bir arazide, pistte yapılan atletizm etkinliği olarak tanımlanır. Koşular yarışmalarla birlikte atletizmi oluşturur. Koşucuların hem rakiplerini geçmek, hem de kendi fiziksel ve ruhsal şuurlarını geliştirmek ve de dereceyi aşmak gibi değişik amaçları vardır. Koşu, ayrıca vücudun dinamizminin sağlanması için de yapılabilir. Olimpiyatlarda da atletizm ana spor sayılır. Koşunun tarihi insanlık kadar eskidir. Spor olarak benimsenmesi eski Yunanlılara dayanmaktadır. İlk atletizm yarışmalarının MÖ.1453 yılında Yunanistan’da Tanrıça Athena’nın(zeka, sanat tanrısı) adına Pan Athenian Oyunları olarak düzenlendiği

Continue Reading

Site Footer