CUMHURİYET bir aydınlanma hareketidir aynı zamanda

Avrupa’daki aydınlanma hareketini bilmeyen yoktur. 1650 – 1800 yılları arasında başlayıp, gelişip ve olgunlaşan bir harekettir. René Descartes, Baruch Spinoza, Rousseau, Montesquieu, Voltaire, Diderot ve Adam Smith aydınlanma hareketi kapsamında anılan ve tanınan isimlerdir. Aklın merkeze oturtulduğu, eğitimde ve bilimdeki gelişmelerin yanı sıra sosyal reformların hız kazandığı bir dönemdir. Bu dönemin en belirgin özelliği şüphesiz akılcılık kavramının gelişmenin motoru konumuna getirilmesidir. Bence, Avrupa’daki bu değişimi gerçekleştiren entelektüellerin yaptıkları en önemli olaylardan birisi dini kilisenin elinden alıp, bütün sömürücü hurafelerden arındırdıktan

Continue Reading

De ethiek en esthetiek in de politiek

De verkiezingen in Nederland naderen. Het is niet alleen de gemeenteraadsverkiezingen maar ook een referendum over de wet veiligheid. Ik word altijd onrustig wanneer de verkiezingscampagnes van start gaan. De migranten of bepaalde etnische groepen worden tot onderwerp van de verkiezingen gemaakt. De ongebreidelde harde toon die bepaalde politici beginnen aan te slaan waarmee ze denken dat hoe harder ze roepen des te meer stemmen ze binnenhalen. De ethiek en esthetiek in de politiek waar ik aan gewend was gaat

Continue Reading

De (Ont)koppeling.

Het geluk in het leven is iets waar iedereen op zoek is. Mensen voelen zich (on)gelukkig op het moment dat er de (ont)koppeling met de leefcontext is. De individuen, gemeenschappen die de ontkoppeling meemaken, leven naar binnen gekeerd en geïsoleerd. Zij leven gemarginaliseerd en kunnen ontwikkelingsachterstand hebben. De kwaliteit van de leefomgeving is bepalend voor de mate waarin de verbondenheid tot stand komt. Het voorzien in de basisbehoeftes als veiligheid, relatie, succes ervaringen is in het geval van verbondenheid erg

Continue Reading

Hüznün kalemi

Hüznün güçlü kalemlerinden birisidir Güleren Kılınçarslan. Kederlidir şiirleri. Herkesin anlayacağı günlük sözcüklerde kendisine has benzetmeler ve ironiyle şaşırtır, düşündürür okuyucusunu. Herkesın göremediği detaylarda dolaşır. Hazzın ve zevkin esiri bugünün insanının göremediği, terkettiği konulara dikkat çeker. Esir pazarındaki kadınları, yüreği kelepçeli çocukları can çekişen medeniyetin süzülen kanı olarak imgeler. İsyanını ‘ Kahrımdan öldüm dedim, ölmedim’ gibi mısralarda haykırır yüzüne ‘haldan bilmezin’ Güleren Kılınçarslan’ın şiirlerinde bakışlarında hasret, söylemlerinde sitem ve yüreği özlemle dolu bir göçmen çocuğunun hıçkırıkları vardır. ‘Gün ufukta sararıp düşerken,

Continue Reading

Hüznün hizmete dönüştüğü adresler

Kahvaltı tabağımı alıp ‘günaydın’ dedikten sonra çapraz karşısına oturdum. Paşa, tabağına yumulmuş ve çevreden ilişkiyi kesmişti. En azından ben öyle sanıyordum. Birden başını kaldırdı, yeşil gözlerle bir ‘Kadir İnanır bakışı’ attıktan sonra, ekabir bir tavırla, ‘ Muzaffer Amca, kalk sen oradan. Oraya Ertan oturacak’ dedi. Paşa şimdilerde 15 yaşlarında otistik bir delikanlı. Eğip bükmeden, diplomasiye gerek görmeden maskesiz bir tavırdı bu. Paşa’ya karşı gelmek her babayiğidin harcı değil. ‘Olur gurbanım’ deyip hemen yerimi değiştirdim. Otistik çocuklar yalan söylemezler, sosyal ilişkilerdeki

Continue Reading

Site Footer